En İyi Beslenme Biçimi Hangisi? Popüler Diyetlere Bakış – 2

Popüler diyetleri incelediğimiz bu diyetlerin temel felsefelerini anlattığımız serimize devam ediyoruz. Bu bölümde, belki de şu an en popüler diyetler olan Paleo diyeti ve Ketojenik diyete değineceğiz.

 

Paleo Diyeti

 İsmini Paleolitik dönemden (taş devrinin erken evreleri) alan Paleo diyeti, bu dönemde yaşamış olan mağara adamlarının beslenme tarzlarından esinlenerek oluşturulmuş bir beslenme disiplini.

Bu yüksek protein ve yüksek fiber tüketimi içeren sistemde sebze, meyve, tohumlar, kuruyemişler, kökler, deniz ürünleri, yumurta, et ve hayvanların iç organları temel besin kaynakları olarak tercih ediliyor. Fakat süt ve süt ürünleri, tahıl mamulleri, şekerli gıdalar, tuz, işlenmiş herhangi bir gıda, alkol ve kahve gibi içecekler tüketilmiyor. Tahmin edebileceğin gibi diyetin en iyi yanlarından birisi, bol miktarda sebze önerildiği için tüketilen lifli gıda miktarının da oldukça yüksek olması.

Yağlara baktığımızda ise zeytinyağı, avokado, balık yağı, hindistan cevizi, tohum ve yemişlerden gelen yağlar bol miktarda tüketiliyor. Ama kanola yağı ve sebze yağı gibi rafine edilmiş yağlar önerilmiyor.

Paleo diyeti 1970’li yıllarda popüler olmaya başlamış ve bugünkü popülaritesini ise 2000’li yıllardan itibaren doktor Loren Cordain tarafından kazanmış. “Paleo Diyeti” isimli kitabında Dr. Cordain, diyetin kilo verme ve mevcut kiloyu korumada ve şeker hastalığı, kalp, kanser ile birlikte diğer birçok hastalığa karşı bünyeyi korumada oldukça etkili olduğunu belirtiyor.

Paleo diyetinde kalori kontrolü yapılmadığı için uygulaması kolay.  Ayrıca öğünlerin saatlerini ayarlamaya çalışmak da çok önemli değil. Ne zaman acıkırsan o zaman yiyebiliyorsun. Ayrıca her türlü işlenmiş gıdadan uzak durulması da en büyük artılarından.

Paleo diyetinin dezavantajları da mevcut. Eğer dikkat edilmezse bu beslenme biçimi B ve D vitamini ve kalsiyum eksikliğine yol açabiliyor. Bir diğer problem de karbonhidratları büyük ölçüde elimine ettiği için alışması biraz zor ve bu açıdan oldukça limitleyici bir diyet. Bu durum da uzun dönemde sürdürme zorluğuna ve bıkkınlığa yol açabiliyor.

Bu diyeti denemek istiyorsan kendine birkaç haftalık bir geçiş süreci tanımanda fayda var.

paleodiyet

Ketojenik Diyet

 Ketojenik diyet, yüksek miktarda yağ, orta miktarda protein ve düşük miktarda (ya da sıfır) karbonhidrat tüketimini öngörüyor. Diyet metabolizmanın çalışmasını değiştirerek vücudu karbonhidrat (glikoz) yerine yağları yıkarak enerji üretmeye yöneltiyor.

Bu durum önceki yazımızda bahsettiğimiz Atkins diyetini de hatırlatacaktır. Yıkılan yağlar yağ asitlerine ve ketonlara dönüşmekte ve bu ketonlar da şekerin yerini alarak beyin gibi organlarda temel enerji kaynağı olarak kullanılmakta.

Bu diyette şekerli gıdalar, tahıl grupları, nişastalı gıdalar, baklagiller, kök sebzeler ve meyvelerin çoğunluğu yoğun karbonhidrat içerdiği için. Tercih edilen temel besin kaynaklarını ise kırmızı et, balık, yumurta, tereyağı, peynir, tohumlar, kuruyemiş ve avokado gibi yağlı meyveler oluşturuyor. Süt ise içerdiği karbonhidrat miktarı nedeniyle önerilmiyor.

Karbonhidrat seviyesinin bu kadar düşük olması, düzenli olarak orta ve yüksek şiddetli spor yapan kişilerde enerji ve performans düşüklüğüne yol açabiliyor. Kısaca Atkins diyetindeki tüm dezavantajlar bu diyette de mevcut. Özellikle kas kütlesi artırarak hacim kazanmak isteyenler için en iyi sistem değil.

Diğer yandan, ketojenik diyetin kilo vermede etkili olabildiğine, insülin hassasiyetini artırdığına, kolesterolü iyileştirdiğine ve şeker hastalığına olumlu etkide bulunduğuna yönelik bazı çalışmalar mevcut. Ayrıca kalp hastalığına, epilepsiye, ve kansere de iyi geldiği yönünde bulgular var.

Burada en dikkat etmen gereken noktalardan birisi, aldığın toplam kalori miktarını aşırı azaltmamak. Karbonhidratları kestiğinde pek çok kişinin başına gelen bu durum, vücudu hayatta kalma moduna sokabilir ve bu da metabolizmanı önemli ölçüde yavaşlatabilir.

katojenikdiyet

Gördüğün üzere tüm bu beslenme sistemlerinin avantajları olduğu gibi zor yönleri de var. Çok önemli bir noktaya dikkat çekelim. Aralarında farklılıklar olsa da ortak yanlarını fark ettin mi?

Aralarında farklar olsa da ortak nokta olarak tüm bu beslenme disiplinlerinde işlenmiş gıdalardan uzak durma, basit karbonhidrat tüketimini kontrol altına alma ile bolca sağlıklı yağ ve sebze-meyve tüketimi bulunmakta.

İhtiyaçlarına, alışkanlıklarına ve imkanlarına bağlı olarak bu diyetleri deneyip sende ne gibi etkileri olacağını gözlemleyebilirsin. Amacın tüm temel gıda gruplarından ihtiyacın olduğu kadarını tüketmek olmalı.

Unutma ki, en iyi beslenme stili tüm gerekli bileşenleri almana imkan veren, ama aynı zamanda sürdürebildiğin de beslenme stilidir.



PAYLAŞ

YORUM YAP

İşaretli alanların doğru doldurulduğuna emin olunuz.

E-BÜLTEN ÜYELİĞİ

Haftalık güncel içerikleri takip etmek için e-bültenimize üye olabilirsin.

GÖNDER