Salona Kayıt Olalı Bir Ay Oldu, Değişim de Yok, Motivasyon da…

Spora yeni başlayanların birçoğunun karşılaştığı durum şöyledir: Salona kayıt olursun, haftada birkaç gün “spora gidersin”, 1-2 ay içinde hiçbir değişim göremeyince moraller bozulur, motivasyon düşer ve vazgeçersin.

Şimdi vazgeçmek yerine nerede yanlış yaptığına bakalım ve gerekli düzeltmeleri yapmana yardımcı olalım. İlk adım beklentileri doğru oluşturmak.

Şu sözleri mutlaka birilerinden duymuşsundur: “İstesem 2 ayda şekle girerim. Vücudum çok çabuk cevap veriyor spora…”. Ama kişi salona gidip bunu uygulamaya çalışınca gerçeklerin o kadar da basit olmadığını fark edersin ve bir süre denedikten sonra demotive olabilirsin. Bunun ardında yatan basit ama kabul etmesi zor olan gerçek aslında şu: Herkesin kafasında kendisi hakkında fazlasıyla iyimser görüşleri var, hiç kimse ortalama insan olmak istemiyor ve işleri daha az eforla, daha kısa sürede, daha kolay bir şekilde halledebileceğine inanıyor. Fitness’da bu beklentiler ise maalesef hezimetle sonuçlanıyor.

Sonuç almak çaba, yaşam tarzı değişiklikleri ve sabır gerektirir. Fitness zor bir şey değildir ama kendine göre kuralları vardır. Bunları azımsamadan, anlayarak ve iyi yöneterek uygulamak, başarıya ulaşman için şart.

Bu temel kuralları sıralayalım:

– Kalori kontrolü (kilo vermek istesen de kas kütlesi artırmak istesen de),
– Gereken makro ve mikro gıdaları yeterince ve iyi kaynaklardan almak,
– Antrenmanlarda kendini doğru formda yeterince zorlamak,
– Düzenli ve aşamalı olarak antrenman şiddetini artırmak (kaldırılan ağırlık, tekrar sayısı, mesafe, hız vb.),
– Antrenmanlarda hem kardiyo, hem ağırlık hem de esneklik elementleri bulundurmak,
– Günde 7-8 saat karanlık bir odada uyumak.

Bu bileşenler ne kadar iyi yönetilirse sonuçlar o kadar etkili, hızlı ve sağlıklı olur.

Çok göz ardı edilen ama sonuçları direkt etkileyen bir diğer konu ise spor salonundaki 1 saatin dışında kalan 23 saatin nasıl geçtiği. Fitness’ı bir hayat tarzı haline getirmek demek, sadece salona girince bir kaplana dönüşmek demek değildir. Günlük hayatta yapılacak bazı küçük değişiklikler, hızla birikmeye başlar ve birkaç aylık sürede büyük etki oluşturur.

Örneğin kilo vermeye çalışan biri öğleden sonra atıştırmalık olarak bir simit ve meyve suyu tüketiyor. Bu ara öğünü bir elma veya bir kase yoğurt olarak değiştirmek 300-350 kalorilik fark yaratır. Ayrıca hem sağlıklı bir seçim yapmış olur hem de tokluk hissi daha uzun sürer. Bu değişiklik ile ayda 1 kilo verilebilir.

En başta belirttiğimiz gibi beklentileri gerçekçi olarak oluşturmak ve değişimin altında yatan nedenleri anlamak da çok önemli. Örneğin pek çok kişi, sağlıklı beslenme ve spora başladıktan sonra ilk 1-2 hafta kilo verir ve kilo verme durur. Bunun sebebi bir şeylerin yanlış gitmesi değil ilk aşamada yaşanan hızlı kilo kaybını vücuttaki fazla suyun oluşturmasıdır.

Yağ depolarının azalması ve vücudun şekillenmesi bir trenin harekete geçmesine benzetilebilir. Sürecin başlaması her ne kadar biraz zaman alsa da başladıktan sonra güçlü bir şekilde devam eder. Diğer yandan gelişme hiçbir zaman doğrusal şekilde gerçekleşmez. Belli noktalarda çok yavaşlar, belli zamanlarda ise bir anda önemli değişim fark edilir. İşte sabrın ve devamlılığın önemi burada ortaya çıkıyor. Çoğu kişi tam tren hareket etmeye başlarken vazgeçer. Yukarıda bahsedilen temel prensipleri uyguluyorsan sonuçlar gelecektir. Burada uygulayacağın strateji, her an sonucu düşünmeyi bırakıp süreçten keyif almak olursa düşündüğünden çok daha kolay bir şekilde sporu hayatına sokabilirsin.

İyi sporlar!



PAYLAŞ
2 YORUM
Nese | 26 Ekim 2016, 09:31 - Cevapla

Beni motive edicek uyarilar gelsin

ekrem yılmaz | 14 Kasım 2016, 14:29 - Cevapla

aynen, katılıyorum. bir de salonda telefonları bırakıp antrenmana baksak daha iyi olacak.

YORUM YAP

İşaretli alanların doğru doldurulduğuna emin olunuz.

E-BÜLTEN ÜYELİĞİ

Haftalık güncel içerikleri takip etmek için e-bültenimize üye olabilirsin.

GÖNDER